Trilyeden bir günce
Ölürsem....
Sal beni şu beyaz köpükler arasına
şu hırçın dalgaların sesine dedim ...
Yurdagül ablanın kıl çadırına asılı,
o çıngırak ezgilerinde kaldı bir elim...
O günlerden beri...
Müzmin ellerinde;
çay tepsisi ve sıcacık gözlemesi...
Dudaklarında o munis gülümsemesi.
Gümrah bir dua gibi ...
Yani
Yurdagül ablanın eşi
Mümin abi...
Sahi ne hürmetkârdı değilmi ?
Rüzgar,
bir tara gibi bölerken Temmuzu...
O kadim evlerin pencerelerinden sızan,
cılız ışıklarla bulurduk yolumuzu...
Ve burcu burcu
fesleğen,
süsen
kokuları duyulurdu cumbalardan.
Sabahın seherinde...
Sonra...
Akşam olurdu...
Gün,
salpa çökerdi balıkçı sandallarına...
Kimbilir
kaç sarışın Giritli kadın,
başını yaslardı omzuna erinin...
Bir eski şarkı gibi eskirdi zaman.
Eskirdi ellerimiz...
Sahilinde Trilyenin...
Temmuz/2007 -Trilye



Konu: :)
altı kız bir ayışığı def çalıp şarkılar söylediler
ve ellerim batık bir suda akar, gözlerim her şeye bakar,
bahar bir gelsin yeter artık eksikse de bırak ellerime
sevdiğim bir şairin dizeleri yakışırdı ancak, şiirine
hiç susma,
şiir adına
sevgiyle kal hocam
Bağlantı »
Konu: ...
gecikmiş mutluluklar yaşıyorum
bir garip hazzıyla
sanki yaz meyvesi kiraz
yemişimde kış ortasında
öyle bulanık öyle solgun
kiraz gerçekliğinden uzak
onun uçuk tadı agzımda
geçikmiş mutluluklar yaşıyorum
özünden uzak
hüzne daha yakın tadında
Bağlantı »