« Önceki | Sonraki »

Salı, Eylül 26, 2006

Güneşe Hasret Bir Memleket

 

 

Gül kokusu sinmez üstümüze
     Bu gurbet elde
     Bu güneşe hasret memlekette
     Ölünmez 
        Kulaklarımızı tıkarız 
        Sarhoş sesine
        Şehir inler içimizde
        Ve her ikindide anımsarız özümüzü
        Doğuya çevirerek yüzümüzü
        Bu gurbet  elde
        Bu güneş görmeyen memlekette

            Söyle ne gelir elden
            Gel desem gelmezsin bilirim
            Bu gurbet elden 
            Bu güneşe hasret memleketten
            Her gün biraz daha tiksinirim

 

Salı, Eylül 26, 2006

Yalan

Ölümün ahi rengine hasret yüzüm

             Güneşi tuz buz eden 
             Yüreğimde közüm yanan
             Yıllardır karnımda sır gibi sakındığım 
             Usumu karıncalayan sözüm yalan 
                      Hadi toplanın gidiyoruz 
                      Kehribar tespihim tabakam 
                      Gidiyoruz kanaryam 
                      Gidiyoruz gözbebeklerime konan güzel akşam

                      Elveda  

Salı, Eylül 26, 2006

Sana Ne Söyliyebildimki Bunca Zaman....

Sana ne söyleyebildimki bunca zamandır…

Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibi geçti hayallerim özlemlerim..
Ve hayalini bile kurmaya cesaret edemediklerim.
         Sana ne söyleyebildimki bunca zamandır...
Her zaman bir bilinmez dildeki çözülmez şiirleri koklayıp hissettirmeye çalıştım... 
Her zaman biraz daha zaman kolladım seslenmek için sana…
Ve her zaman ikindi inerken günün bağrına..Hayıflandım… 
         Sana ne söyleyebildimki bunca zamandır…
Zordu çıkmak gömüldüğüm çamurdan..Ama çabası bile güzeldi hep.
Sen güzeldin ve güzelleşiyordu düşlerim seni düşledikçe…
Güzelleşiyordu özlemlerim seni özledikçe…
         Sana ne söyleyebildim…
Söyleyebildiklerimden çoktu her zaman…Ya söyleyemediklerim..
Bu yüzden cümlelerde kelimelerin arası açılıyordu sana yazarken… 
Ne yapsam kelimelere sığdıramadığım.... 
Her duygu iki kelime arasındaki boşlukta gizli kaldı…
Satır aralarındaki boşluğa Gözyaşımı ektim ……Hiç görmedin sen...
         Ben sana ne söyleyebildimki...
Her zaman çoktu söyliyemediklerim söyliyebildiklerimden…
Gün suskular günü…Söyliyebildiklerim bitti… 
Geriye kalan satır aralarına gizlediklerim…

Salı, Eylül 26, 2006

Baharyüzlüm

Seni sevdim dilliyar

           Yaralı bir cerenin ahı gibi 
           Yeni doğmuş bir bebenin ilk sabahı 
           Kanadı kırk bir serçenin gözyaşı gibi 

             Seni sevdim Baharyüzlüm

             Tirşe gözlüm 
             Gayri kavlinden sual soramam 
             Bir tohum tanesine

             İlk cemre düşer gibi 
             Düş dedim bu öksüz yüreğime 

                  Düşte erisin bu buzyatağı

                  Erisin bu kar 
                  Aysız kalırım en kuytularda dilliyar 
                  Gel gülüm

                  Koma beni böyle darda 
                  Koma beni bu derin uykularda

                  Koma yar

Salı, Eylül 26, 2006

Dört Dalım Çığlık

Suyun tadı

Ekmeğin kokusu
Çayın buğusu

Demi değişmiş
Sevinin özü belden aşağı düşmüş 
Benimse gördüğüm bir güzel düşmüş 
       
Tasımızı tarağımızı topluyoruz buradan 
Penceremizi son kez örtüyoruz bu akşam
Son kez yüzümüze bakıyoruz ılık aynadan
Dört dalım kırık

Dört yanım çığlık çığlığa
Yürüyoruz karanlığa

Salı, Eylül 26, 2006

Göç Saati

Arattan havalandı bir küme bulut

Yanağından damladı son mayi umut

Gel dedi oğluna aldı kucağına

Birşeyler fısıldadı kulağına

 

                         Murat almadan zalim dünyadan

                         Göçüp gitme zamanı biliyordu adam

                         Gözlerini kapadı elveda dedi

                         Yetmişlik çınar gibi yere devrildi 

Salı, Eylül 26, 2006

Günaydın

Kadınlar bilirim

Yüzleri ay aydını

Sütliman

Bir leylim hayal uğruna

Getirilmişler punduna vay

Küflü mekanlarda

Halayıkları duyulur boyuna

Dört sürem oniki ay

 

Lakin çiledir yükleri

Mecbur

Bamtelinde kavurulur

Pamuk yürekleri

Sabahları sündüs elbiseli

Gözleri mahmur

Istırap işlemeli

İçlerinde nasır bağlayan yara

Birde umutları var

Ankara

Ve mahur şarkılar dillerinde

Kürdi hicazkar

Suzidilara

 

Çocuklar bilirim sonra

Ilık sonbahar akşamları

Ya yanık bir anne türküsü kondururlar

Titrek dudaklarına

Yada bir ıslıkla çıkarlar

Günaydınına

Salı, Eylül 26, 2006

Susardı Kaplan Dağı

Eskiden bizim burada

Kaçakçı katırları  görülürdü

Şubat soğuğunda

Kaplan dağı yamaçlarında

 

Vira vira işlerdi

Alaybozanlar

Mavzerler

Kırkbeşlikler

Dağ taş inlerdi

 

Bir can düşerdi

Buz gibi toprağın koynuna

Birde elinde

Ekmek gibi kavradığı

Kabzası nazar süslemeli

Revolver   

Yetim kalırdı beşiklerde bebeler

Ve dul kalırdı gelinler

Duvar diplerinde

 

O gün

Gün devrilesiye ufkun ardına

Kaplan Dağı susardı

Susardı keklikler

Susardı rüzgar

Salı, Eylül 26, 2006

Yüreğimde Ağrı

Gel dedim

Gelsem

Ya gelinlik dedin

Kar diz boyu Ağrıda

Yol patika

 

Bir cumbalı evimiz olsun isterdin

Halıları antika

Her bir kavisine

Puslu hayaller çizerdin

Bahçesinde

Yedirenk gül isterdin

Hezaren sandalyeler

Çay içmek için beraber

O çitlembik ağacı gölgesinde

 

Yani en az
Ağrıdaki kar kadar temiz
Bir o kadar leylak düşlerimiz

Yani hayata dair ne varsa

Lahza başı biraz daha tükettiğimiz


Sis yaslanacaktı

Ağrının omuzlarına hani

Namuslu elleriyle

Fırtına kopacaktı
Akşamları

Bemolleşecekti seslerimiz

 

Gelmedin Dilan

Hep yıkıldı ördüğüm duvar

Dilimde dört döndü şivan

Her bahar

Kelebekler öldü içimde

O çitlembik ağacı gölgesinde

 

Gelseydin

Kar mı dinlerdim boran mı

Patikalar olurdu külrengi

Kır rengi kısrağın nal sesleriyle

Çat diye çatlardı üzengi

 

Gelmedin Dilan

Su gibi aktı zaman

  • Free Image Hosting at www.ImageShack.us http://www.blogcu.com/kullanici/vebirmasalVEBİRMASAL
  • Hüzün istilasında kaldı yüreğim....Sen gidince Minik Kız...Bakakaldım ardından seni götüren yollara...Dilimde bir isyan lezzeti...Dört duvar odayı adımlarken her gece aynalar kırıldı içerimde...Bakamadığım aynalar..Bir ayınga sardım...Dumanını savururken rüzgara sensizlik çığ gibi yıkıldı üzerime...Duvarlarıa çaldım acımı binlerce kez..Kanayan parmak uçlarımla topladım yerden koynuma sakladım...Yağmalanmış bir ömrün ortasında sınırlarötesinde kaybettiğim Minik Kızım nerdesin..Hangi uzak iklimdesin...Nerdesi
MySpace Layouts images

Kategorilerim

    Arkadaşlarım

    Bağlantılarım