Uzunca bir yolun ardından, çocukluğundan beri filmlerden hep hayranlıkla seyrettiği ve yüreğinin tarifi imkânsız bir gurbet hüznünün kapladığı Boğaz Köprüsünden geçiyordu otobüs. Muzdarip bir gönlün...
Gönlü, kasavetli bir duygu sağanağının karanlık dehlizlerinde dolanıp duruyordu. Gittikçe derinlik kazanan tereddütlerinin yükü altında ezildikçe ezildi yol boyu....
Ekonomik krizle boğuşuyordu ülke. Fona devredilen bankaların, kapılarına kilit vurulan irili ufaklı işletmelerin, toplu işçi çıkışlarının, hatta işsiz kalan ana babaların...
Sana ne söyleyebildimki bunca zamandır… Yağmur bırakmadan geçen bulutlar gibi geçti hayallerim özlemlerim.. Ve hayalini bile kurmaya cesaret edemediklerim. ...
Yolları uzadı ömrümün, Bir dalga kırıldı yüzümde, Kar sesinde uçan çiçek, Bir kelebek ölüsüsün içimde, Gülüşün üşür… Birgün olur gurbet başlar, Saat durur deniz biter, Sesim aranırsa yılları, Ömrümüz bir yangın yeri, Solar...
Ben yürürken gökyüzü dağılıyor, Yorgun çınarlar seriliyor önüme, Martılar denizi bırakıyor, Sevincine sığınıyor çocuklar, Sesim kuşanmıyor hayatı. Karlar savruluyor ışıklar içinden, Dallarda aydınlığın çığlığı, Buğulu gökyüzü çiziliyor ufkuma, Sular üşüyor.... Yollarımızı kaplıyor...
Eylüldür hüzün mevsimi, Gece yalnızlığa açmış koynunu, Ve çoktan yarılamış yolunu... Hafif bir rüzgar esiyor dışarda, Bir tutuyor bir üfürüyor soluğunu… Perde perde iniyor gözlerime hatıralar, Nedir...
Ey benim tatlı zehirim Resimleri yaktım bugün bilesin Usumdaki sesini saldım korulara Geçsin diye dem Geçsin diye dirim Geçsin diye kederli günler Bundan sonrası hazandır tekmili mevsimlerin Billur rüzgarlar uğurlarken...
Eskisi gibi güzel esmiyor Saçlarımı savurduğum deli rüzgar İçimdeki çocuksa Öldü nasıl olsa Başın sağolsun... Kırmızı çizmeleri kucağında Gayrı uyanmayacak bundan sonra Hiçbir bayram sabahına... Rüyalarım...
Pencerenin pervazında beyaz ellerin Gittiğin gün kadar gerçek Gitmem lazım diyordun Cama değen kar tanelerini seviyordun arada… Kuzey rüzgarlarına aldırmadığın o akşam Ah gideyim dediğin o akşam Arada bir...
Evvel zaman içinde deniz kenarında küçük bir köy varmış. Bu köyün halkı denizcilikten başka iş bilmezmiş. Yaşlı, genç,...
Geçmişse habersiz kızılca kıyamet gelincik şafakları..Baharın daluçlarına dokunmadan geçmişse mevsimler Öğleler ikindilere hep böyle devrilecekse bundan böyle.Hep bir akşamüstü...
Gül kokusu sinmez üstümüze Bu gurbet elde Bu güneşe hasret memlekette ...